Uluslararası Koruma Başvurusu Nedir? Türkiye’de İltica ve Sığınma Başvurusu Nasıl Yapılır?
Uluslararası koruma başvurusu nedir? Türkiye’de iltica ve sığınma başvurusu nasıl, nereye yapılır? Mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma ve ret kararına karşı hukuki yollar.
Türkiye’de uluslararası koruma başvurusu, ülkesine geri dönmesi hâlinde zulüm veya ciddi zarar görme riskiyle karşılaşacağını ileri süren yabancı ya da vatansız kişinin Türkiye’den koruma talep etmesidir. Günlük dilde “iltica” veya “sığınma başvurusu” olarak ifade edilen bu süreç, Türk hukukunda uluslararası koruma kavramı altında düzenlenmiştir.
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK), Türkiye’de uluslararası korumayı mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma olmak üzere üç statü üzerinden düzenlemektedir.
Uluslararası koruma başvurusu yalnızca bir form doldurma veya Türkiye’de kalma talebinde bulunma süreci değildir. Başvurucunun ülkesini neden terk ettiği, geri dönmesi hâlinde hangi risklerle karşılaşacağı, kişisel geçmişi, sunduğu deliller ve mülakatta verdiği bilgiler birlikte değerlendirilir.
Bu nedenle özellikle ülkesine dönmesi hâlinde siyasi, etnik, dini veya başka nedenlerle zulüm göreceğini ileri süren; işkence veya insanlık dışı muamele riski bulunduğunu belirten ya da silahlı çatışma nedeniyle ciddi kişisel tehditle karşı karşıya olduğunu iddia eden kişiler açısından uluslararası koruma sürecinin doğru yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Uluslararası Koruma Nedir?
Uluslararası koruma, kendi ülkesinin korumasından yararlanamayan veya karşılaşacağı ciddi risk nedeniyle bu korumadan yararlanmak istemeyen yabancı ya da vatansız kişilere belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde sağlanan hukuki korumadır.
Türkiye’de uluslararası koruma sistemi esas olarak 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 61 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.
Kanuna göre üç temel uluslararası koruma statüsü bulunmaktadır:
Mülteci, şartlı mülteci ve ikincil koruma.
Her üç statü de uluslararası koruma kapsamında olmakla birlikte şartları ve hukuki nitelikleri birbirinden farklıdır.
İltica, Sığınma ve Uluslararası Koruma Aynı Şey midir?
Günlük kullanımda “iltica etmek”, “Türkiye’ye sığınmak” veya “sığınma başvurusu yapmak” ifadeleri yaygın olarak kullanılmaktadır.
Ancak Türk mevzuatında başvurunun teknik hukuki adı uluslararası koruma başvurusudur.
Dolayısıyla “Türkiye’de iltica başvurusu yapmak istiyorum” diyen bir yabancının talebi, somut olayın özelliklerine göre YUKK kapsamında uluslararası koruma talebi olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte uluslararası koruma ile geçici koruma veya insani ikamet izni aynı hukuki kurum değildir. Her birinin şartları ve hukuki sonuçları farklıdır.
Türkiye’de Kimler Uluslararası Koruma Başvurusu Yapabilir?
Bir kişinin yalnızca Türkiye’de yaşamak istemesi veya ülkesindeki ekonomik koşulların kötü olması tek başına uluslararası koruma statüsü verilmesi için yeterli değildir.
Başvurucunun kişisel durumunun YUKK’ta düzenlenen uluslararası koruma şartlarından birine girmesi gerekir.
Örneğin kişinin;
- ırkı,
- dini,
- tabiiyeti,
- belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti,
- siyasi düşünceleri
nedeniyle zulme uğramaktan haklı sebeplerle korkması uluslararası koruma değerlendirmesinin temelini oluşturabilir.
Bunun dışında kişinin geri gönderilmesi hâlinde ölüm cezasına, işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı muameleye maruz kalması yahut silahlı çatışma ortamındaki ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşması da ikincil koruma bakımından önem taşıyabilir.
Her başvuru kişinin kendi koşulları içerisinde değerlendirilir.
Mülteci, Şartlı Mülteci ve İkincil Koruma Arasındaki Fark Nedir?
Türkiye’de uluslararası koruma hukukunun en fazla karıştırılan konularından biri bu üç statü arasındaki ayrımdır.
Mülteci
YUKK m.61 uyarınca, Avrupa ülkelerinde meydana gelen olaylar nedeniyle ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri sebebiyle zulme uğrayacağından haklı nedenlerle korkan ve bu nedenle vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan veya yararlanmak istemeyen kişiye, diğer şartların da bulunması hâlinde mülteci statüsü verilebilir.
Türkiye’nin 1951 Cenevre Sözleşmesi bakımından sürdürdüğü coğrafi sınırlama, bu ayrımın temel nedenidir.
Şartlı Mülteci
Avrupa ülkeleri dışında meydana gelen olaylar nedeniyle aynı nitelikte zulüm korkusu taşıyan kişiler bakımından YUKK m.62 kapsamında şartlı mülteci statüsü gündeme gelebilir.
Kanuni sistem içerisinde şartlı mültecinin üçüncü ülkeye yerleştirilinceye kadar Türkiye’de kalmasına izin verilmektedir.
Bu nedenle günlük dilde bütün uluslararası koruma başvuru sahiplerinin “mülteci” olarak adlandırılması hukuken her zaman doğru değildir.
İkincil Koruma
Bir kişi mülteci veya şartlı mülteci olarak nitelendirilemiyor olsa bile ülkesine gönderildiğinde ciddi bir tehlikeyle karşılaşacaksa ikincil koruma statüsü gündeme gelebilir.
YUKK m.63 kapsamında kişinin geri gönderilmesi hâlinde;
- ölüm cezasına mahkûm olacak veya ölüm cezası infaz edilecek olması,
- işkenceye, insanlık dışı veya onur kırıcı ceza veya muameleye maruz kalması,
- uluslararası veya ülke genelindeki silahlı çatışmalarda ayrım gözetmeyen şiddet nedeniyle şahsına yönelik ciddi tehditle karşılaşması
ikincil koruma değerlendirmesi bakımından önemlidir.
Uluslararası Koruma Başvurusu Nereye ve Nasıl Yapılır?
Uluslararası koruma başvuruları valiliklere bizzat yapılır.
Uygulamada uluslararası koruma kayıt ve değerlendirme işlemleri İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.
Kişinin uluslararası koruma talebini ülke içinde veya sınır kapılarında kolluk birimlerine bildirmesi hâlinde ise bu talep ilgili valiliğe iletilir.
Başvurunun temel özelliklerinden biri kişisel olmasıdır. Uluslararası koruma ihtiyacı kişinin kendi yaşam öyküsü, yaşadığı olaylar ve geri gönderilmesi durumunda karşılaşacağı riskler üzerinden değerlendirildiğinden başvurunun bizzat yapılması esastır. YUKK m.65 uluslararası koruma başvurularının valiliklere bizzat yapılacağını açıkça düzenlemektedir.
Uluslararası Koruma Başvurusu İçin Süre Var mı?
Uluslararası koruma başvurusunda, örneğin bir iptal davasındaki gibi herkes için geçerli tek bir “30 gün” veya “60 gün” başvuru süresinden söz edilemez.
Ancak bu durum kişinin istediği kadar bekleyebileceği anlamına da gelmez.
Özellikle Türkiye’ye yasal olmayan yollarla giriş veya ülkede yasal olmayan şekilde bulunma söz konusuysa YUKK m.65 kapsamında kişinin makul süre içerisinde kendiliğinden uluslararası koruma başvurusunda bulunması ve yasa dışı giriş veya kalışının geçerli nedenlerini açıklaması önem taşır.
Dolayısıyla gerçekten uluslararası koruma ihtiyacı bulunan kişinin başvurusunu gereksiz yere geciktirmemesi gerekir.
Avukat Uluslararası Koruma Başvurusunu Kişinin Yerine Yapabilir mi?
Uluslararası koruma başvurusunun bizzat yapılması gerekir. Bu nedenle avukat, vekâletnameyle yabancının yerine geçerek ilk uluslararası koruma başvurusunu yapamaz.
Ancak bu durum uluslararası koruma sürecinde avukatın rolünün bulunmadığı anlamına gelmez.
Avukat; kişinin hukuki durumunun değerlendirilmesi, başvuru gerekçelerinin hukuki açıdan incelenmesi, delillerin değerlendirilmesi, mülakat süreci, olumsuz kararlara karşı idari itiraz ve dava yolları ile sınır dışı ve idari gözetim gibi bağlantılı işlemler bakımından hukuki yardım sağlayabilir.
Özellikle aynı kişi hakkında uluslararası koruma, sınır dışı etme, idari gözetim ve tahdit kodu işlemlerinin birlikte bulunduğu dosyalarda hukuki durumun bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
Türkiye’ye Kaçak veya Düzensiz Yollarla Giren Kişi Uluslararası Koruma Başvurusu Yapabilir mi?
Evet. Türkiye’ye düzensiz şekilde girmiş olmak tek başına uluslararası koruma başvurusu yapılmasına engel değildir.
Uluslararası koruma hukukunun niteliği gereği zulüm veya ciddi tehlikeden kaçan kişilerin her zaman pasaport, vize veya diğer seyahat belgelerini temin ederek başka bir ülkeye düzenli giriş yapabilmeleri mümkün olmayabilir.
YUKK m.65/4, makul süre içinde kendiliğinden başvuruda bulunan ve yasa dışı giriş veya kalışının geçerli nedenlerini açıklayan kişiler hakkında, bu nedenlerle cezai işlem yapılmamasını öngören özel bir düzenleme içermektedir.
Bununla birlikte düzensiz girişin koşulları ve başvurunun neden gecikmiş olabileceği her somut olayda ayrıca değerlendirilir.
Gözaltındaki veya Geri Gönderme Merkezindeki Kişi Uluslararası Koruma Başvurusu Yapabilir mi?
Evet. Kişinin özgürlüğünün kısıtlanmış olması uluslararası koruma talebinde bulunmasına engel değildir.
YUKK m.65’e göre hürriyeti kısıtlanan kişilerin uluslararası koruma başvuruları ilgili valiliğe derhâl bildirilmelidir. Bununla birlikte uluslararası koruma başvurusu yapılması, kişi hakkında yürütülen diğer adli ve idari işlemleri kendiliğinden sona erdirmez.
Bu husus özellikle geri gönderme merkezinde idari gözetim altında tutulan yabancılar açısından önemlidir.
Kişinin ülkesine gönderilmesi hâlinde zulüm, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ya da yaşamına ve özgürlüğüne yönelik ciddi bir tehlike bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu iddiaların uluslararası koruma ve geri gönderme yasağı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerekebilir.
Uluslararası Koruma Başvurusundan Sonra Ne Olur?
Başvurunun ardından kişinin kayıt işlemleri gerçekleştirilir ve uluslararası koruma talebinin değerlendirilmesine yönelik süreç başlar.
Başvurucunun kimliği, ülkesinden ayrılma nedenleri, Türkiye’ye geliş şekli, aile durumu ve koruma talebine ilişkin bilgiler alınabilir.
Uluslararası koruma sürecinin en önemli aşamalarından biri ise mülakattır.
Mülakatta kişinin neden ülkesinden ayrıldığı ve neden geri dönemediği ayrıntılı biçimde değerlendirilir.
Uluslararası Koruma Mülakatı Neden Önemlidir?
Uluslararası koruma başvurusunda yalnızca “ülkeme dönmek istemiyorum” şeklindeki genel bir beyan yeterli değildir.
Başvurucunun yaşadığı olayları mümkün olduğunca;
açık, kişisel, kronolojik ve tutarlı biçimde anlatması önem taşır.
Örneğin başvurucu siyasi görüşleri nedeniyle takip edildiğini iddia ediyorsa bunun nasıl başladığı, kimler tarafından tehdit edildiği, hangi olayların yaşandığı, devlet makamlarından koruma talep edip etmediği ve ülkesine dönmesi hâlinde neden hâlen risk altında bulunduğu değerlendirilebilir.
Benzer şekilde etnik köken, din, belirli bir toplumsal gruba mensubiyet veya başka bir koruma sebebine dayanılıyorsa kişinin kendi yaşam öyküsü ile ileri sürdüğü risk arasında bağlantı kurulması önemlidir.
Uluslararası Koruma Başvurusunda Hangi Belgeler Sunulabilir?
Her başvurucunun belge sunabilmesi mümkün değildir. Bir kişi zulüm veya ciddi tehlike nedeniyle ülkesini ani biçimde terk etmiş olabilir.
Ancak mevcutsa;
pasaport ve kimlik belgeleri, mahkeme kararları, soruşturma belgeleri, yakalama veya arama kayıtları, tehdit mesajları, sağlık raporları, fotoğraf ve görüntüler, siyasi veya toplumsal faaliyetlere ilişkin belgeler ve başvurucunun anlatımını destekleyebilecek diğer materyaller
değerlendirme açısından önem taşıyabilir.
Belgelerin gerçekliği kadar kişinin anlatımıyla uyumlu olması da önemlidir.
Uluslararası Koruma Başvurusu Yapan Kişiye Kimlik Belgesi Verilir mi?
Kayıt işlemleri tamamlanan başvuru sahibine ve varsa birlikte geldiği aile üyelerine Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi düzenlenir.
Göç İdaresi Başkanlığının güncel açıklamasına göre belge yabancı kimlik numarasını içerir ve bir yıl süreli olarak düzenlenir. Başvurusu henüz sonuçlandırılmayanların kimlik belgeleri birer yıllık sürelerle yenilenir.
Belge harca tabi değildir ve ikamet izni yerine geçer.
Uluslararası koruma talebi kabul edilerek mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statüsü verilen kişilere ise uluslararası koruma statü sahibi kimlik belgesi düzenlenmektedir.
Uluslararası Koruma Başvuru Sahibinin Hak ve Yükümlülükleri Nelerdir?
Uluslararası koruma başvuru sahipleri ve statü sahipleri mevzuatta öngörülen şartlar çerçevesinde eğitim, sağlık, sosyal yardım ve iş piyasasına erişim gibi çeşitli haklardan yararlanabilirler.
Örneğin başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslararası koruma başvuru tarihinden altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir. Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri bakımından ise farklı düzenlemeler bulunmaktadır.
Bunun karşılığında başvurucuların da birtakım yükümlülükleri vardır.
Adres, kimlik ve medeni hâl değişikliklerinin bildirilmesi, idarenin davetlerine uyulması, doğru bilgi verilmesi ve mevzuat kapsamında istenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerekir. Göç İdaresi, adres, kimlik ve medeni hâl değişikliklerinin yirmi iş günü içinde bildirilmesini yükümlülükler arasında saymaktadır.
Uluslararası Koruma Başvurusu Reddedilebilir mi?
Evet. Uluslararası koruma başvurusu yapmak kişiye otomatik olarak koruma statüsü kazandırmaz.
İdare, kişinin beyanlarını, mülakatını, sunduğu bilgi ve belgeleri, kişisel koşullarını ve dosyanın bütününü değerlendirir.
Ayrıca bazı başvurular YUKK kapsamında kabul edilemez başvuru olarak değerlendirilebilir veya hızlandırılmış değerlendirme usulüne tabi tutulabilir.
Verilen kararın hukuki niteliğinin doğru belirlenmesi son derece önemlidir. Çünkü karara karşı kullanılabilecek hukuki yol ve başvuru süresi kararın türüne göre değişmektedir.
Uluslararası Koruma Başvurusu Reddedilirse Ne Yapılabilir?
Uluslararası koruma konusunda verilen olumsuz bir kararın tebliğ edilmesi hâlinde kararın türü ve tebliğ tarihi öncelikle incelenmelidir.
YUKK m.80 kapsamında bazı uluslararası koruma kararlarına karşı Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna idari itiraz, bazı kararlara karşı ise doğrudan yargı yolu öngörülmüştür.
Kanuna göre ilgili kişi, yasal temsilcisi veya avukatı tarafından, kural olarak kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde Uluslararası Koruma Değerlendirme Komisyonuna itiraz edilebilir. Ancak Kanunun belirli maddeleri kapsamında verilen kararlarda doğrudan yargı yolu bulunmaktadır.
Özellikle kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirme kararlarına karşı tebliğden itibaren 15 gün içerisinde yetkili idare mahkemesine başvurulabilir. Göç İdaresi Başkanlığının güncel bilgilendirmesi de bu süreyi açıkça belirtmektedir.
Diğer uluslararası koruma kararlarında ise YUKK m.80 kapsamında farklı dava süreleri söz konusu olabileceğinden, “uluslararası koruma başvurusu reddedildiğinde her durumda 15 gün içinde dava açılır” şeklinde bir genelleme doğru değildir. Kanun, diğer idari karar ve işlemler bakımından ayrıca yargı yolunu düzenlemektedir.
Bu nedenle ret veya başka bir olumsuz karar tebliğ edildiğinde kararın hukuki niteliği görülmeden süre konusunda varsayımda bulunulmamalıdır.
Uluslararası Koruma Başvurusu Sınır Dışı Edilmeyi Engeller mi?
Uluslararası koruma başvurusu ile sınır dışı etme kararı birbirinden farklı idari süreçlerdir.
Bu nedenle uluslararası koruma başvurusu yapılmış olması hakkında sınır dışı kararı bulunan kişinin bütün hukuki sorunlarının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Ancak kişinin ülkesine gönderilmesi hâlinde zulüm, işkence, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele ya da yaşamı ve özgürlüğü bakımından ciddi tehlike bulunduğuna ilişkin iddialar varsa geri gönderme yasağı (non-refoulement) ayrıca değerlendirilmelidir.
Uluslararası koruma hukuku açısından kişinin hangi ülkeye gönderileceği ve orada karşılaşacağı gerçek risk bu nedenle büyük önem taşımaktadır.
Geri Gönderme Yasağı Nedir?
Geri gönderme yasağı, uluslararası mülteci hukukunun ve Türk yabancılar hukukunun temel ilkelerinden biridir.
YUKK m.4 uyarınca hiç kimse; işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulacağı veya ırkı, dini, tabiiyeti, belirli bir toplumsal gruba mensubiyeti ya da siyasi fikirleri dolayısıyla hayatının veya özgürlüğünün tehdit altında bulunacağı bir yere gönderilemez.
Bu nedenle uluslararası koruma dosyalarında yalnızca kişinin Türkiye’de kalmak isteyip istemediğine değil, geri gönderildiğinde neyle karşılaşacağına bakılması gerekir.
Tahdit Kodu veya Giriş Yasağı Bulunan Kişi Uluslararası Koruma Başvurusu Yapabilir mi?
Tahdit kodu, Türkiye’ye giriş yasağı ve uluslararası koruma birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
Bir yabancı hakkında G-87 veya başka bir tahdit kodu bulunması ya da kişi hakkında başka bir göç idaresi işlemi tesis edilmiş olması, kişinin ileri sürdüğü uluslararası koruma gerekçelerinin hukuken hiç incelenmeyeceği anlamına gelmez.
Bununla birlikte kişinin kamu düzeni veya kamu güvenliği bakımından durumu, geçmiş faaliyetleri ve YUKK’ta düzenlenen uluslararası korumadan hariçte bırakma sebepleri dosyanın değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.
Dolayısıyla böyle bir dosyada tahdit kodunun hukuka uygunluğu ile uluslararası koruma talebinin şartları birbirinden ayrılarak fakat gerektiğinde birlikte değerlendirilmelidir.
Uluslararası Koruma ile İnsani İkamet İzni Aynı Şey midir?
Hayır.
Uluslararası koruma ile insani ikamet izni, hukuki dayanakları ve şartları farklı iki ayrı kurumdur.
Uluslararası koruma, kişinin zulüm veya kanunda belirtilen ciddi zarar riskleri nedeniyle korunmasını konu edinirken insani ikamet izni YUKK’ta ayrıca düzenlenen ve belirli insani durumlarda gündeme gelebilen bir ikamet izni türüdür.
Dolayısıyla bir yabancının durumunda hangi hukuki yolun uygun olduğunun somut olayın koşullarına göre belirlenmesi gerekir.
Uluslararası Koruma ile Geçici Koruma Aynı Şey midir?
Hayır. Uluslararası koruma ve geçici koruma birbirinden farklıdır.
Uluslararası korumada kişinin durumu bireysel olarak değerlendirilerek mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma statülerinden birinin şartlarının bulunup bulunmadığı incelenir.
Geçici koruma ise kitlesel akın durumlarında uygulanan ayrı bir koruma mekanizmasıdır.
Bu nedenle Türkiye’de günlük dilde sıklıkla birbirinin yerine kullanılan mülteci, sığınmacı, uluslararası koruma ve geçici koruma kavramları hukuken aynı anlama gelmemektedir.
Uluslararası Koruma Avukatı Ne Yapar?
Uluslararası koruma başvurusunun bizzat yapılması gerektiğinden avukat yabancının yerine ilk başvuruyu gerçekleştiremez.
Ancak uluslararası koruma dosyası yalnızca ilk başvurudan ibaret değildir.
Yabancılar ve mülteci hukuku alanında çalışan bir avukat;
başvurucunun hukuki durumunun değerlendirilmesi, uluslararası koruma gerekçelerinin hukuki nitelendirilmesi, mevcut delillerin incelenmesi, mülakat sürecine ilişkin hukuki bilgilendirme, olumsuz kararların değerlendirilmesi, idari itiraz ve idare mahkemesinde dava açılması, sınır dışı kararına karşı dava, idari gözetim kararına itiraz ve tahdit kodlarına ilişkin işlemler
konusunda hukuki destek sağlayabilir.
Özellikle geri gönderme merkezinde bulunan veya hakkında sınır dışı etme kararı bulunan yabancılar bakımından sürelerin kısa olabilmesi nedeniyle dosyanın gecikmeden incelenmesi önemlidir.
Sık Sorulan Sorular
Türkiye’de iltica başvurusu nereye yapılır?
Türk hukukundaki teknik adıyla uluslararası koruma başvurusu valiliklere bizzat yapılır. Uygulamada işlemler İl Göç İdaresi Müdürlükleri tarafından yürütülmektedir.
Uluslararası koruma başvurusu online yapılabilir mi?
Uluslararası koruma başvurusu, ikamet izni başvurularından farklıdır. Kanun uluslararası koruma başvurusunun valiliklere bizzat yapılmasını öngörmektedir.
Avukat benim adıma iltica başvurusu yapabilir mi?
İlk uluslararası koruma başvurusu kişinin kendisi tarafından bizzat yapılmalıdır. Ancak avukat başvuru sürecinde hukuki destek sağlayabilir ve kanunun izin verdiği idari ve yargısal başvuruları kişi adına takip edebilir.
Pasaportu olmayan kişi uluslararası koruma başvurusu yapabilir mi?
Pasaportun bulunmaması veya Türkiye’ye düzensiz giriş yapılmış olması tek başına uluslararası koruma başvurusuna engel değildir. Özellikle düzensiz giriş hâlinde YUKK m.65/4’teki makul süre ve geçerli neden düzenlemesi dikkate alınmalıdır.
Geri gönderme merkezindeki yabancı uluslararası koruma başvurusu yapabilir mi?
Evet. Hürriyeti kısıtlanan kişinin uluslararası koruma talebi ilgili valiliğe bildirilmelidir.
Uluslararası koruma başvurusu yapan kişiye kimlik verilir mi?
Kayıt işlemleri tamamlandıktan sonra yabancı kimlik numarasını içeren Uluslararası Koruma Başvuru Sahibi Kimlik Belgesi düzenlenir. Güncel uygulamada belge bir yıl süreli olup başvuru sonuçlanmadığında birer yıllık sürelerle yenilenir ve ikamet izni yerine geçer.
Uluslararası koruma başvurusu yapan kişi çalışabilir mi?
Başvuru sahibi veya şartlı mülteci, uluslararası koruma başvurusundan altı ay sonra çalışma izni almak için başvurabilir. Mülteci ve ikincil koruma statüsü sahipleri bakımından ayrıca düzenlemeler bulunmaktadır.
Uluslararası koruma başvurusu reddedilirse dava açılabilir mi?
Evet. Ancak başvuru ve dava süreleri verilen kararın türüne göre değişebilir. Özellikle kabul edilemez başvuru ve hızlandırılmış değerlendirme kararlarında tebliğden itibaren 15 günlük özel dava süresi bulunmaktadır.
Uluslararası koruma başvurusu sınır dışı kararını otomatik olarak kaldırır mı?
Hayır. Uluslararası koruma ve sınır dışı işlemleri ayrı hukuki süreçlerdir. Ancak geri gönderme yasağı ve kişinin gönderileceği ülkede karşılaşacağı riskler her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Türkiye’de uluslararası koruma başvurusu, ülkesine geri dönmesi hâlinde zulüm veya kanunda belirtilen ciddi zararlarla karşılaşabilecek yabancı ve vatansız kişiler açısından temel hukuki koruma yollarından biridir.
Ancak uluslararası koruma, yalnızca Türkiye’de kalmak isteyen her yabancıya tanınan genel bir ikamet yöntemi değildir. Başvurucunun kişisel koşullarının YUKK’ta düzenlenen mülteci, şartlı mülteci veya ikincil koruma şartları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
Başvurunun bizzat yapılması esas olmakla birlikte; başvurunun hukuki değerlendirilmesi, mülakat, deliller, olumsuz kararlar, idari itiraz ve dava yolları, sınır dışı işlemleri, geri gönderme yasağı ve idari gözetim gibi konular uluslararası koruma dosyasının farklı aşamalarında önem kazanabilir.
Özellikle hakkında sınır dışı kararı bulunan, geri gönderme merkezinde tutulan veya ülkesine gönderilmesi hâlinde ciddi hak ihlalleri yaşayacağını ileri süren yabancıların durumunun yalnızca tek bir idari işlem üzerinden değil, dosyanın tamamı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir.
Av. Aykut Yavuz ve Mülteci Hukuku
Av. Aykut Yavuz, yabancılar ve mülteci hukuku alanında çalışmakta; uluslararası koruma başvuruları, sınır dışı etme kararları, idari gözetim, tahdit kodları, Türkiye’ye giriş yasakları ve geri gönderme yasağına ilişkin hukuki süreçlerde danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunmaktadır.
Aykut Yavuz aynı zamanda “Soru ve Cevaplarla Mülteci Hukuku (Uygulayıcılar İçin Pratik Bilgiler)” adlı eserin yazarıdır. Adalet Yayınevi tarafından 2025 yılında yayımlanan eser, mülteci ve yabancılar hukukunda uygulamada karşılaşılan hukuki sorunları soru-cevap yöntemiyle ele almaktadır.
Uluslararası koruma hukukunun sınır dışı, idari gözetim, insan hakları hukuku ve idari yargı ile yakın ilişkisi nedeniyle özellikle karmaşık dosyalarda bu alanların birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Bu Makale Hakkında
Bu makale Av. Aykut Yavuz tarafından uluslararası koruma ve mülteci hukuku konusunda genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
İçerik hazırlanırken 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, ilgili ikincil mevzuat, Göç İdaresi Başkanlığının güncel açıklamaları ve uluslararası mülteci hukukunun temel kaynakları dikkate alınmıştır.
Her uluslararası koruma başvurusu başvurucunun kişisel durumu, menşe ülkesi, geçmişte yaşadığı olaylar ve geri gönderilmesi hâlinde karşılaşacağı riskler dikkate alınarak ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Kaynakça
- 6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) – özellikle m.4 ve m.61–95. T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı – YUKK
- Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik.
- 1951 Tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Cenevre Sözleşmesi.
- 1967 Tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Protokol.
- T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı – Uluslararası Koruma
- T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı – Uluslararası Koruma Sıkça Sorulan Sorular
- T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı – Hak ve Yükümlülükler
- T.C. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı – Uluslararası Koruma Kapsamında Düzenlenecek Belgeler
- YAVUZ, Aykut, Soru ve Cevaplarla Mülteci Hukuku (Uygulayıcılar İçin Pratik Bilgiler), Adalet Yayınevi, 2025.